radyasyonsuz çay

hürriyetten bir türkiye klasiği : radyasyonsuz çay

çayı şimdi içebilirsiniz…

kesin rapor : demlenince radyasyon etkisini kaybediyor. ( açıklamayı yapan battelle isimli kuruluş hakkında bilgi almak için buraya tıklayın )

20 yıl önce bugün: 20 Aralık 1986

bizi niye almadılar ve almayacaklar ?

bugün avrupa birliğinin müzakerelere ara verme kararını açıklama günü olarak tarihimize not düşebiliriz. bizi niye almadıklarını ve bu halimizle daha uzun bir süre almayacakları gerçeğini görmüş biri olarak sizleri de bilgilendirmek benim görevim. 3 aydır iktisat ve ekonomi okuyan ve artık gazetelerin ekonomi sayfalarını daha bir ilgiyle gözleyen bir vatandaş olarak bunları görmek pek zor değil. aslında hocamızın da dediği gibi iktisat ve ekonomi derslerinin her tıp fakültesinde ve diğer üniversitelerde ilk sene okutulması gereğine gönülden inanıyorum. bizim dışarıdan o kadar kolay atıp tuttuğumuz konuların gerçek yüzünü ve çözüm ( aslında bizde ki çözümsüzlük ) yollarını suratıma her hafta şaplak gibi yiyorum zaten. neyse gelelim başlıkla ilgili konumuza altta göreceğiniz 1986 ve 1996 tarihli ( tarihte hürriyette bugün ) gazete ilk sayfasında hala aynı dertlerin etrafımızı sardığını ve senelercede gitmeyeceğini görebiliyorum.

prev1996.jpg 1996′dan bir kaç başlık vermek gerekirse : cumhurbaşkanından susurluk olayının üzerine gidilmesi konusunda direktif alan başbakanın çabaları, fenerin avrupa rüyasının bitişi ( gerçi tüm ülkenin avrupa rüyası bitti ama.. :) başlık düşündürücü )

.

prev1986.jpg1986′dan birkaç başlık vermek gerekirse : devletteki araba sevdası ve paramızın lüks makam otolarına gitmesi, hastanede bebek öldüren mikrop, başbakandan argo tepkiler…

.

maalesef değişemedik, değişemiyoruz. bu arada bugünkü sabah gazetesinden de bir başlık verelim. sanırım bu durumumuza tam bir netlik kazandıracaktır.

11 katlı binanın terasında inek besliyor

Artvin’de emekli bir öğretmen, oturduğu 11 katlı binanın terasında yaptığı ahırda, dört dana besliyor.

dönergeç : şerefsizim ben de düşünmüştüm

son günlerde medyada dönüp duran erke dönergeci mevzusunu görünce kafamda yine bir ton flaş çaktı. sene 94-95. bendeniz tıfıl tıfıl konya’da fen lisesinde kafamı bir ton gereksizlikle doldurup bir yandan da sabah ve akşam etüdlerinden ( zorla ders çalışmak üzere bir odaya sokulan onlarca çocuk, hocalar tarafından uyuklarken yakalanmamak üzere çeşitli stratejiler geliştirirler, bir kısmı da zorla namaz kılmamak için strateji geliştirir. fen lisesi maceralarım başka bir başlığa… ) kaçmaya çalışan bendeniz derslerde gösterilen manyetik alan, dönen bir çember ve dinamo falan filan ile umut dönergecini kafamda canlandırıyordum. bu dönergecin ana teması aslında diğerleri ile aynı. kısaca bir çember bobin ve çevresinde mıktanıs ile dönmesi sağlanan çember ürettiği enerji ile yine kendini çeviriyor. o zamanlar bunu çevreme anlattığımda ve amatör çizimlerimi gösterdiğimde benle dalga geçmişlerdi. şerefsizim bende düşünmüştüm ama kimse ciddiye almamıştı. şimdi çıkmışlar yok biz ürettik, biz yaptık tekiz diyorlar… değil kardeşim. bundan 11 sene önce bunu kafamda ben ürettim. bu arada telif parası yatıracak firmalar için hesap numaramı bana maille ulaşanlara göndereceğim. ( evlililik planları yapıyorum para lazım… )